Eser sahibi: Emre Aluç. All rights reserved.

Webinar

Perşembe, 24. Eylül 2026 5:00 ös – 6:30 ös Takvimime kaydet

Webinar

Akdeniz'in yanan ormanları: COP31'de neyi değiştirebiliriz?

Eylül başında Antalya yine yandı. Aksu'da başlayan yangın Kepez ve Döşemealtı'na uzandı. Kumluca ve Serik'te de yangınlar çıktı. Beş yıl önce Manavgat'tan yayılan yangınlarda yaklaşık 60 bin hektar alan zarar görmüştü. İki ay sonra COP31'e ev sahipliği yapacak kent, iklim krizinin Akdeniz'deki en görünür yüzüyle bir kez daha karşı karşıya kaldı.

Orman yangınları uluslararası iklim gündeminde de yer bulmaya başladı. Geçen yıl COP30 kapsamındaki Belém İklim Zirvesi'nde yangınla mücadelede söndürme odaklı yaklaşımdan önlemeye dayalı bir anlayışa geçilmesini öngören bir eylem çağrısı ilan edildi. Aralarında Türkiye ve Yunanistan'ın da bulunduğu 67 ülke bu çağrıyı destekledi. Çağrı, yangın yönetiminin ulusal iklim planlarına dahil edilmesini, yangından çıkar sağlayan yasa dışı faaliyetlerle mücadele edilmesini ve yanan alanların doğal bitki örtüsüyle onarılmasını da içeriyor. Ancak bu gönüllü bir taahhüt ve COP31'in resmî gündeminde yangın ayrı bir başlık olarak yer almıyor.

Yangınları yalnızca sıcaklık ve kuraklıkla açıklamak da mümkün değil. Yangınların büyük bölümü insan kaynaklı. Yollar, enerji hatları, yerleşimler ve ormanlara verilen maden, enerji ve turizm izinleri riski doğrudan etkiliyor. Her büyük yangından sonra aynı soru gündeme geliyor: Yanan alanlar ne olacak? Bu arada Meclis'teki yeni torba kanun teklifi, ormanların karbon piyasası üzerinden tahsis edilmesini ve bazı alanların orman sınırları dışına çıkarılmasının önünü açmayı öngörüyor. İklim hedeflerinde ormanlar karbon deposu olarak hesaplanıyor. Oysa yanabilen bir ormanın ne kadar güvenilir bir depo olduğu ayrı bir soru.

Kamusal tartışma da bu karmaşıklığı yansıtmakta zorlanıyor. Türkiye'de de Yunanistan'da da büyük yangınların ardından tartışma çoğunlukla kundaklama iddiaları ve müdahale kapasitesi etrafında dönüyor. Yangınların nedenlerine dair veriler ise kamuoyuna sınırlı ölçüde ulaşıyor. Nisan ayında Kolombiya'nın Santa Marta kentinde fosil yakıtlardan çıkış üzerine ilk uluslararası konferans toplandı. Konferans sırasında sivil toplum da Halkların Deklarasyonu'nu açıkladı. Bu buluşmalar, iklim krizinin ve dolayısıyla giderek büyüyen yangınların kök nedenini, yani fosil yakıtları hatırlatıyor.

Bu bölümde Ege'nin iki yakasından bir bilim insanı ve bir gazeteciyle şu sorulara yanıt arayacağız:

  • Orman yangınları neden daha sık ve daha büyük hale geliyor? İklim krizi ile insan kaynaklı etkenler nasıl birlikte işliyor?
  • Söndürmekten önlemeye geçmek pratikte ne anlama geliyor? Türkiye'nin Belém'de desteklediği taahhütler ne ölçüde hayata geçiyor?
  • Yanan alanların geleceğine kim, nasıl karar veriyor?
  • Yangın riski karşısında ormanları karbon deposu ya da karbon piyasasının aracı olarak görmek ne kadar gerçekçi?
  • Yangınları nasıl konuşuyoruz? Kundaklama anlatıları ile veriler arasındaki mesafe nasıl kapatılabilir?
  • Antalya'daki COP31'den yangınlar konusunda ne talep etmeliyiz?

Speakers:

Prof. Dr. Doğanay Tolunay, İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Orman Fakültesi Orman Mühendisliği Bölümü Toprak İlmi ve Ekoloji Anabilim Dalı Başkanı

Prof. Dr. Doğanay Tolunay akademik kariyerine 1991 yılında İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi'nde araştırma görevlisi olarak başlamış, aynı anabilim dalında 1992 yılında yüksek lisansını, 1997 yılında doktorasını tamamlamıştır. İklim değişikliği, orman ekolojisi, toprak bilimi, arazi bozulması ve karbon tutumu alanlarında çalışmaktadır. TÜBİTAK ve diğer kurumlarca desteklenen çok sayıda ulusal ve uluslararası araştırma projesinde yürütücü ve araştırmacı olarak yer almıştır. BM Çölleşmeyle Mücadele Sözleşmesi'nin (UNCCD) bağımsız uzmanları arasında yer almaktadır. Tarım Orman-İş Sendikası Ormancılık Bilim Komitesi üyesi olarak 2025 Orman Yangınlarıyla Mücadele Raporu'nun hazırlanmasına katkı sunmuştur. Orman yangınları, yangın sonrası restorasyon ve ormancılık politikaları üzerine kamuoyuna yönelik değerlendirmeleriyle tanınmaktadır.

Vassiliki Grammatikogianni, Efimerida ton Syntakton

Vassiliki Grammatikogianni, Yunanistan'da çevre ve iklim alanında çalışan bir gazetecidir. Gazetecilik ve ekonomi eğitimi almış, mesleğe 1987 yılında başlamış ve o tarihten bu yana pek çok dergi, gazete ve internet sitesiyle çalışmıştır. 2010 yılında Athens Voice'ta "ECOVOICE" köşesini kurmuş, 2016 yılında çevre ve Avrupa gündemine odaklanan europepolis.com sitesini hayata geçirmiştir. Halen Efimerida ton Syntakton gazetesinin hafta sonu baskısında çalışmaktadır. BM iklim zirvelerini (COP) takip etmekte ve haberleştirmektedir. Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları'nın açıklandığı 2015 BM Zirvesi'ne davet edilen tek Yunan çevre gazetecisidir. Avrupa Gazeteciler Derneği Yunanistan şubesinin kurucu üyesidir. Çevre gazeteciliğindeki çalışmaları nedeniyle 2014 yılında Oikopolis, 2016 yılında ELLET (Yunanistan Çevre ve Kültür Derneği) ödüllerine layık görülmüştür.

Moderatör:

Ayşegül Erkaya Arslan, Antalya Kent Haber

Ayşegül Erkaya Arslan, Antalya Kent Haber'de Yazı İşleri Müdürü olarak görev yapmaktadır. İstanbul Arel Üniversitesi Gazetecilik Bölümü'nden lisans, Medya ve Kültürel Çalışmalar alanında yüksek lisans derecesi almıştır. Mezuniyetinin ardından farklı sivil toplum kuruluşlarında çeşitli pozisyonlarda çalışmış, ardından yaklaşık dört yıl serbest gazetecilik yapmıştır.

Çevirmen & dil: Müge Yıldırım, İngilizce-Türkçe

saat dilimi
GMT+3
Adres
➽ Online Event

Düzenleyici
Heinrich-Böll-Stiftung Derneği Türkiye Temsilciliği
Dil
İngilizce
Erişilebilirlik
https://us06web.zoom.us/j/82074497174